Kamerun’da siyaset adeta tek kişilik bir gösteriye dönüşmüş durumda. Ülkeyi 42 yıldır yöneten ve hâlihazırda dünyanın en yaşlı lideri olan 92 yaşındaki Paul Biya, 2025’te yapılacak seçimlerde sekizinci kez devlet başkanlığına aday olacağını açıkladı. 1982’den bu yana koltuğunu bırakmayan Biya, 2008’de yaptığı anayasa değişikliğiyle dönem sınırlamasını ortadan kaldırarak fiilen ömür boyu iktidarın kapısını aralamıştı. Bu karar, demokrasinin ruhuna ters olduğu gerekçesiyle hem ülke içinden hem de uluslararası kamuoyundan eleştiriler almıştı.
Biya’nın sağlık durumu uzun süredir halk arasında tartışma konusu. Geçtiğimiz yıl haftalarca ortalıkta görünmemesi, yönetimde bir tür “gölge krizi” olduğu yönündeki iddiaları güçlendirdi. Buna karşın devlet, bu konuda konuşmayı yasaklayarak şeffaflıkla arasına kalın bir duvar ördü. Kamerun bugün hem iç çatışmalarla hem de ekonomik darboğazlarla mücadele ederken, liderin halktan ve sokaktan bu kadar uzak olması, ülkeyi yönetenlerin halkla bağını büyük ölçüde kopardığını gösteriyor. Seçim güvenliği, muhalefetin sindirilmesi, düşük katılım oranları ve baskıcı söylemler; Kamerun’un yalnızca bir liderlik sorunu değil, ciddi bir rejim krizine sürüklendiğini ortaya koyuyor.
Paul Biya’nın yeniden aday olması, artık halkın kaderini belirleyecek demokratik bir tercih değil, siyasi sistemin rutinleşmiş bir dayatması olarak yorumlanıyor. Muhalefet ise her zamanki gibi parçalı ve etkisiz. Değişim isteyen Kamerunlular için bu tablo, geleceğe dair umutların yerini yılgınlığa bırakmasına neden oluyor. Afrika’nın ortasında, 21. yüzyılda hâlâ “sonsuz iktidar” hayaliyle yönetilen bir ülke görmek, dünya demokrasi tarihine utanç verici bir not olarak düşülüyor.

